Pazartesi Sendromu

0
93

Nedir ki Pazartesi Sendromu? İnsanoğlu yaşam boyunca arayışta olmuş hep. Öyle ki bu arayış, kimi zaman bir başlangıç ile köklendirilirken kimi zamansa bitiş ile noktalandırılmak istenmiş. İstemsiz gelişen başlangıç ve sonlara hep karşı gelinmiş tarih boyunca. Çıkan savaşlar, oluşan doğal afetler, ölümler, ayrılıklar gibi sonlardan ve patlak veren kargaşalar, eskiten yıllar, geçen mevsimler, aylar ve hatta günlerden bile…

Tarihe Kısa Bir Bakış

Önce zaman ile başlamış bu arayış, daha sonra ise bunu kontrol etmekle devam etmiş. Çünkü kontrol etmek en önemlisi görülmüş, kontrolü alanın sonu belirleyen olacağı düşünülmüş hep.  Ölümsüz tanrıların, en görkemli kralların, yıkılmaz önderlerin, sarsılmaz hükümetlerin, yöneticilerin ve sonunda sıradan insanların bile kontrol etmek isteyeceği şey haline gelmiş zaman. Öylesine değerli öylesine ulaşılamaz bir şey olmuş ki, geçip giderken zihinlerden de akmış gitmiş öylece. Yalnız insanların bilmediği şey, zamanın göreceliği ve istenildiği takdirde elbette kontrol edilebilir olduğu. Hatta rivayetlere göre sıkça durduğu bile görülmüş.

Pazartesi Sendromu Tarihe Bakış

Evet, zaman ve kontrolünün hikayesi dilden dile böyle aktarılır durur. Bense daha günümüz koşullarının derdi haline gelmiş Pazartesi Sendromu’ndan bahsedeceğim. Bu, tanrı ve kralların istek ve arzularından çok daha zor, çok daha stresli ve hatta yer yer ölümcül bile olabilen bir durum. Can sıkıntısından ölenlerin sayısı gün geçtikçe arttığı bilimsel bir gerçek. University College London’ bilim insanlarının yaptığı bir araştırmada, sıkıcı bir hayat geçirenlerin ölme ihtimalinin diğerlerine göre 2 kat daha fazla olduğunu bulmuşlar. 25 yıl süren araştırmada 35-55 yaş aralığında 7 bini aşkın insan gözlemlenmiş. Yıl yıl incelenen deneklerin can sıkıntısı yaşayanlarının diğerlerine oranla %40’tan fazlasının öldüğü gözlemlenmiş. Yani anlayacağınız zaman can almaya devam ediyor.

Pazartesi Sendromu

Tabi ki bunu zamanı bükebilen insanlar olarak hemen yeni sekmeden araştırıp, bu insanların can sıkıntısından dolayı sigara, alkol gibi zararlı alışkanlıklara yatkınlıklarının arttığını ve bu gibi yan etkilerden dolayı ölümlerini çağırdıklarını şıp diye anlayıverebiliriz. Hatta çalışmanın yayınlandığı günü, saati, siteyi, dergiyi ve hakkındaki pek çok şeyi de. Günümüzde zamanı büküp bilgiye ulaşmak işte bu kadar basit. Peki bu güce sahip insanların bile içinde olduğu Pazartesi’nden bu kadar nefret edenlerin sayısı neden günden güne artıyor ve neden Pazartesi?

Pazartesi mi Sendromu?

Aslında suç yeni bir başlangıç olan Pazartesi’den değil bir bitiş olan Pazar gününden. Hatta belki hafta sonunu başlangıcı Cumartesi’den, belki de hafta sonu tatilini müjdeleyen Cuma’dan. Zamanı çoktan kontrol edip bükebilen bilim insanlarına göre ise bunun sebebi hormonlar. Evet suçun birine atılması gerekiyordu ki bu sefer hormonlar nasibini almış gözüküyor. Geçen sefer ki modaya uyma duygusu, kapitalist yaşam ve küresel ısınmadan daha masum görünüyor. Şöyle ki günümüz modern insanları gelişen teknoloji ve uygarlıklar beşiğinde daha dar alanlarda ve daha kalabalık şehirlerde yaşıyor, çalışıyor ve tatil yapıyor. Tüm bu kalabalık hengamede oluşan ses, görüntü ve çevre kirliliği zaten fiziksel olarak insanları direkt etkilese de iş-okul hayatı, yaşam temposu, ekonomik kaygılar ve yorgunluk gibi tüm etkiler günün sonunda psikolojik olarak da etkilemekte.

Pazartesi Sendromu – Pazar mı Ertesi?

Uykusuzlukla, salgılanması gereken melatonin gibi biyoritmi düzenleyen hormonların az salgılanması ve gün boyunca maruz kalınan stres hormonlarının (Adrenalin, Noradrenalin, Dopamin) etkisiyle yeterince dinlenmemiş vücut yeni bir başlangıcı kabul edemiyor ve haliyle yeni bir kapanışta istemiyor. Peşi sıra gelişen uyku hali, yorgunluk hissi, olumsuz düşünceler, bir yere gitmek istememe durumu, konsantrasyon eksikliği, karar vermekte güçlük ve uyum göstermeme problemleri gelişiyor. Peki nasıl kurtulacağız Pazartesi Sendromu’ndan?

Yok Mu Bir Çare?

Başta anlattığım hikayedeki zaman kovalayan kahramanları hatırlayın. Hepsinin bildiği fakat uygulamak bir kenara kulak bile asmadığı 4 gizemden bahsetmenin vakti geldi. Üstelik Pazartesi Sendromu’nda da oldukça etkili bu yöntemleri uygulaması günümüzde oldukça kolay. Uykusuz kalmayın. Gece uykusu, üstelik saat 01:00-03:00 arası gerekli hormon salınımı için oldukça önemli. Hafta sonu uykusu ise bedeninizin yanında zihninizin de yorgunluğunu alma konusunda ise oldukça verimli. Düzenli spor ve egzersiz yapın. Düzenli yapılan egzersizler yorgunluk ve huzursuzluğun üstesinden gelme konusunda etkili. Üstelik spor yaparak stres kontrolünüzü de elinizde tutabilirsiniz. Sağlıklı ve dengeli beslenin. Stressiz yaşamın başında gelen ve insanı dinç tutan sağlam bir kahvaltı ile güne dinç başlayabilir, ara öğünlerle açlığınızı kontrol altında tutabilir ve vitamin-minerallerin gücünden fazlaca faydalanabilirsiniz. Pozitif yönden kendinizi yeni haftaya hazırlayın. Bunu başarmak için yapmanız gereken ise oldukça basit. Yeni bir amaç edinmek, yeni bir hedef belirlemek ve bir an önce uygulamaya geçmek. Zaman çok geçmeden…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here