Pedometrik Cihaz Kullanımının Egzersiz Bilinci ve Besin Tüketimine Etkisi

0
148

Pedometrik Cihaz Kullanımının Egzersiz Bilinci & Besin Tüketimine Etkisi’ni araştırdığım bitirme tezimi sizlerle paylaşıyorum. Çalışma özetine ek detay merak edenler konu başlıkları kısmından ilgili bölümlerin detayına bakabilirler…

Pedometrik cihaz kullanımı ve yaygınlaşması, teknolojinin gelişmesi ve üretim maliyetlerinin düşmesine bağlı olarak insanlarda kendini izleme bilinci oluşturan ve gelişmekte olan bir pazardır. Kendini izleme araçlarının ilk hedefi, kullanıcısının gündelik hayatını yorumlamadır. Teknolojisinin ve yaygınlığının artmasıyla birlikte kişiyi yorumlamadan biraz daha uzaklaşıp kullanıcısının hayatını etkilemeye ve fikirlerini değiştirerek yol göstermeye başlamıştır. İnsanlığın geliştirdiği teknoloji, bir kez daha insanlığı geliştirdiğini kanıtlamıştır.

Bu çalışmada, pedometrik cihaz kullanımının egzersiz bilinci ve besin tüketimine etkisi araştırılmıştır.

Çalışmanın Özeti

Bu çalışma, pedometrik cihaz/cihazlar kullanan ve yaşamına uyarlayabilen bireylerin antropometrik ölçümleri, beslenme durumları ve alışkanlıkları, egzersiz durumları ve alışkanlıkları, ekmek tercih ve sıvı tüketim sıklıklarının belirlenmesi hedeflenerek, pedometrik cihaz kullanımının egzersiz bilinci ve besin tüketimine etkisinin saptanabilmesi amacı planlanmış ve yürütülmüştür.

Türkiye’nin 32 farklı ilinden katılımcılarla (200, %50 erkek-%50 kadın) farklı yaş grupları üzerinde yapılmıştır. Bu çalışmada erkek bireylerin %50’si, kadın bireylerin ise %64’lük bir kısmı adım sayısı ölçme gibi kendini takip etme yöntemleri kullanmaktadır. Eğitim düzeyi arttıkça adım takip etme bilincinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Kadın bireylerin günlük adım hedeflerine ulaşma sıklığı erkek bireylere oranla bakıldığında daha fazla ve hedef aralıkları erkek bireylere oranla daha yüksek bulunmuştur.

Oturulan muhit yapısına göre adım sayısı incelendiğinde mahalle kültüründe yaşayanlar sokak ve cadde kültüründe yaşayanlara oranla daha yüksektir. Sağlıklı bir yaşam ve vücut ağırlığı kontrolü için sadece planlanmış egzersiz programları ya da yaşam tarzı aktivitelerini artırmak değil gün içinde hareketsiz geçirilen zamanın azaltılması gereklidir. Mümkün olduğu kadar yürüyüş yapılmalı, yürüme süresi artırılmalıdır.

Pedometrik cihaz kullanan bireylerde eğitim düzeyinin beslenme üzerine etkisine bakıldığında, eğitim düzeyi arttıkça beslenme bilincinin de artıp, beslenme yöntemlerinin genişlediği bulunmuştur. Hedeflenip tamamlanan adım sayısının artışı ile beslenme türünün sıklığı ilişkisine bakıldığında süt ve süt ürünleri, et ve sebze tüketimi ile ilişkisi bulunmazken meyve ile doğru orantılı bir ilişki bulunmuştur. Hazır ambalajlı ürün tüketimi için bilimsel yorum yapabilmek için yeterli veri alınamamıştır. Sağlıklı bir yaşamın sürdürülmesinde bir başka deyişle yaşam kalitesinin artırılmasında, kendini izleme yöntemleri kullanarak sağlıklı yaşam biçimi önemlidir.

Kendini izleme (self-monitoring) teknolojileri; yeterli ve dengeli beslenme ile düzenli fiziksel aktiviteyi teşvik etmekte ve fiziksel sağlığın gelişmesinde önemli rol oynamaktadır.


Giriş

Tüketicilerin takılabilir pedometrik cihazlar ile kendi fiziksel aktivite, uyku ve diğer davranışlarını izleme isteği son yılların popüler ve büyüyen bir pazarıdır. Cihazlar sağlık davranışlarını optimize etmek için kendi kişisel verilerini izlemek isteyenlerin ilgi odağı olmuştur. Fiziksel aktivite ve fitness ile ilgili metrikleri izlemek için kullanılan tüketici giyilebilir cihazların bir alt kümesi, “aktivite izleyicileri” veya “spor takipçileri” olarak adlandırılır. Bir etkinlik izleyici geri bildirim sağlayabilir, uzun vadeli izleme ve veri saklama için bir mobil aygıt, baz istasyonu veya bilgisayar aracılığıyla etkileşimli davranış değiştirme araçları sağlayabilir. İzleyiciler günlük ya da uzun vadeli hedeflere kendi kendine izlemeyi mümkün kılar ve her ikisi de artan bir avantaj sağlayan aracılar olarak birinin akranlarına veya daha geniş bir kullanıcı topluluğuyla karşılaştırılması için kullanılabilir.

2012 yılında tamamlanan ABD’de yapılan anketlerde yetişkinlerin %69’u kendileri, aileleri veya arkadaşları için bir izleme cihazı (etkinlik izleyici gibi) veya başka bir yöntem kullanan en az bir sağlık göstergesi izlediğini belirttiler. Bu ankette yetişkinlerin %60’ı zayıflama yöntemleri (diyet veya egzersiz) uyguladıklarını bildirmişlerdir. Zayıflama yöntemleri, diyet veya egzersizi izleyenler cinsiyete göre benzer oranlarda ancak Hispanik Olmayan Beyaz veya Afrikalı Amerikalı, yaşlı ve İspanyol, genç yaş ve kolejden daha az okumuş olanlarla en az bir üniversite derecesine sahip olanlar karşılaştırıldığında kullanım oranı yüksekti. En az bir sağlık davranışını veya durumunu izleyen kişiler arasında %21’i sağlık verilerini izlemek için birtakım teknolojileri kullandı. Ayrıca bu grup arasında %46’lık bir kesim, izlemenin sağlıklarını veya bakımını üstlenen kişinin sağlığını korumak için genel yaklaşımlarını değiştirdiğini, %40’ı doktora yeni soru sormasına veya ikinci görüş elde etmeye yönlendirdiğini belirtti. Ve %34’ü bir hastalığa veya hastalığa nasıl davranacağına dair kararını etkilediğini belirtti.

ABD’de 2016’da yapılan bir online ankette, yaşları 15 ve üzeri olan katılımcılara “Şu anda bir çevrimiçi veya mobil uygulama kullanarak veya fitness bandı, klipsi veya akıllı gözlem aracılığıyla sağlık veya zindeliğinizi izliyor veya takip ediyor musunuz?” sorusu soruldu. Toplam katılımcıların %33’ü evet halihazırda izliyorum, %18’i şu anda değil geçmişte izledim veya takip ettim, %45’i hayır sağlığımı veya zindeliğimi hiç izlemedim veya takip etmedim, %4 kararsız cevabı verdi. Bu oranlar erkeklerde sırasıyla %34 evet, %18 geçmişte, %44 hayır ve %4 kararsız, kadınlarda ise %32 evet, %18 geçmişte, %46 hayır ve %4 kararsızdı.

Gençlerin fiziksel faaliyette cinsiyete dayalı farklılıkları vardır; kızlar erkeklerden daha az fiziksel olarak aktiftir, literatürde kalıcı bir bulgudur. PA çocukların ve kızların arasındaki farkın büyüklüğü araştırmalar arasında farklı olmakla birlikte, 4-18 yaş arasındaki Avrupalı gençlerin kapsamlı bir şekilde incelenmesi, kızların toplam günlük PA’nın (fiziksel aktivite)  yaklaşık %17 daha azında performans sergilediğini göstermektedir. Önceki araştırmalar, kızların erkeklerden daha az fiziksel olarak neden aktif oldukları konusunda olası birçok açıklama getirmektedir. Kızların örgütlü spor dalında daha az katılımı olduğu gösterilmiştir, PA’ya katılmak için daha az sosyal destek alıyor ve beden eğitimi programına katıldığında daha az eğlenebiliyorlar. Son zamanlarda elde edilen kanıtlar ayrıca fiziksel ve sosyal çevre arasındaki ilişkilerin korelasyonunu ve Kİ’lerin erkek kızlarla kızlar arasında farklılık göstereceğini göstermektedir. Biyolojik nedenler PA’da cinsiyet farklılığına da katkıda bulunabilir.

Erkeklerde ve kız çocuklarında KP düzeyindeki farklılıkların, cinsel olgunluk için düzeltme yapıldıktan sonra azaldığı gösterilmiştir, bu da kız çocuklarında daha düşük PA düzeyinin daha erken bir kronolojik yaşta olgunlaşma ile ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. Toplu olarak önceki araştırmalar, PA’da cinsiyet farklılıklarının temelini oluşturan bir takım potansiyel faktörlere işaret etmekle birlikte, çoğunlukla bu faktörler ayrı ayrı incelenmiştir. Bu, her faktörün göreli önemini anlamayı ve önceki bulguları pratik müdahale stratejilerine çevirmeyi zorlaştırıyor.

Bununla birlikte, bu eğilimlerin zamanlaması ve büyüklüğü konusunda kayda değer bir anlaşmazlık var. Bu tutarsızlık kısmen çocuklarda ve ergenlerde fiziksel aktivitenin ölçülmesiyle ilgili zorluğa bağlanabilir. Nitekim; son kanıtlar, öz-rapor yöntemlerinin gençlik fiziksel aktivitesindeki grup farklılıklarını çok fazla tahmin edemediğini göstermektedir. Çalışmalar çocukluk ve ergenlik döneminde fiziksel aktivitenin hızla düştüğü kavramını kuvvetle desteklemektedir. İlköğretim öğrencileri orta ve lise öğrencilerinden daha aktiftir. Yaşla ilişkili en büyük farklılığın, gençlik yıllarından ziyade ilkokul döneminde meydana geldiğini gözlemlenmiştir. Bu tutarsızlık, belki küçük sayıdaki çalışmalardan ve/veya genç yaşlarda incelenen küçük örneklerden kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte fiziksel olarak cinsiyet farklılıklarının büyüklüğü çalışmaları, fiziksel aktiviteyi değerlendirmek için kendi kendini izleme yöntemleri kullanan çalışmaların sayısından daha azdır.

Çocukluk çağındaki fiziksel aktivitelerin daha yüksek seviyeleri, olumlu metabolik ve kardiyovasküler hastalık risk profilleri, artmış refah ve normal iskelet gelişimiyle ilişkilidir. Ancak, çocuklarda ve ergenlerde fiziksel aktivite seviyeleri halk sağlığı açısından önemlidir ve çocukluk döneminde ilerledikçe düşüş gösterdikleri görülmektedir.

Günümüzde çalışanlar, özellikle de ofis çalışanları, zamanlarının çoğunu ofislerde geçirmektedir ve bu muhtemelen günlük yaşam tarzlarını ve fiziksel aktivite davranışlarını şekillendirmektedir. Bu genel trendin, büro temelli çalışan insanlara olumsuz etkileri olduğu düşünülmektedir. Dahası; kişisel bilgisayarlar, masaüstü fotokopi makineleri ve cep telefonları da dahil olmak üzere ofis ekipmanlarındaki teknolojik gelişmelerin hızla artması, ofis ortamında hafif fiziksel aktivitelerin bile gereksiz hale gelmesine neden olmuş ve bu da sağlık durumunun bozulmuş olmasına bağlı olarak giderek daha yerleşik davranışlara yol açmıştır. Kendi kendini raporlama yoluyla subjektif değerlendirmeye denk olarak, pedometre veya kol bandı gibi bireysel monitörlerin kullanımı, insan davranışının objektif bir ölçümü sağlayabilir.

Pedometrik cihazlar daha pratik, kullanıcı dostu ve kolayca erişilebilir yapısıyla alınan toplam adımları tahmin edebilir. Pedometre, davranışsal bağlamı yakalamak için çok yararlıdır. Bununla birlikte, şu anda insan davranışlarını doğru ve bağlam içinde tam olarak yakalayabilecek tek bir ölçüm aracı olmadığı için, birden çok aleti bütünleştiren eşzamanlı değerlendirmeler, mesleki fiziksel aktiviteye ilişkin önemli bilgiler verebilir. Örneğin, çok sensörlü kol bantları ve basit adım sayaçları da dahil olmak üzere bireysel monitörler, bir işçinin fiziksel aktivitesi ve belirli bir bağlamda yerleşik davranışlar hakkında potansiyel olarak sinerjik bir bilgi dizisi üretmek için kendi kendini raporlama soruları ile eşleştirilebilir.

Ortalama olarak erkeklerin ömrü kısadır ve kronik hastalıklara atfedilebilecek mortaliteleri kadınlara kıyasla daha yüksektir. Buna rağmen yetişkin erkeklerin sağlık hizmetlerine erişmesi veya koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanma olasılıkları daha düşüktür. Kanser taramaları ve yaşam tarzı değiştirme programları da dahil olmak üzere çeşitli hizmetler. Ana akım halk sağlığı müdahaleleri çoğu zaman bu bireylere ulaşamadıklarından, sağlığın teşviki ve geliştirilmesi programlarının tümünde erkeklere ulaşmak için özel ve kültürel açıdan uygun bir yaklaşımı benimsemesi önerilmiştir.

Yüksek kan basıncı, yüksek vücut kütlesi, fiziksel hareketsizlik ve düşük meyve ve sebze tüketimi erkeklerde kötü sağlık ve hastalığın yüküne katkıda bulunan temel değiştirilebilir risk faktörleridir. Bu tür bir risk faktörler genellikle sağlığın teşviki ve geliştirilmesi girişimlerinde hedeflenmektedir. Ancak fiziksel aktivite, küresel hastalık yükü için önde gelen faktörlerden biridir ve dünya çapında mortalitenin önde gelen beş riskinden biridir. Araştırmalar, yeterli fiziksel aktivitenin, kardiyovasküler hastalık, diabetes mellitus, osteoporoz ve bazı kanser türleri gibi bulaşıcı olmayan hastalıklar geliştirme riski düşüklüğü ile ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Düzenli fiziksel aktivite, aynı zamanda, zihinsel sağlık ve mutlulukta yüksek seviyeler ile pozitif ilişkilendirilmiştir.

Yetişkin erkekler üzerinde yapılan bir çalışmada pedometrik cihaz kullanan grup bazlı bir programa katılım sürecinde ve sonrasında fiziksel aktivite için özerk motivasyon gelişimini desteklediğini göstermektedir. Ayrıca, programların, kişinin kendi değerlerine dayalı olarak PA’nın faydalarını tanımlamaya daha fazla destek sunmak için, dış faktörler tarafından motive kaldıkları veya kendilerini izleme araçlarının olumsuz deneyimleri ifade eden katılımcıların erken tanımlanmasını sağlamıştır.

Çoğu kronik rahatsızlığın birincil nedeni, yeterli günlük fiziksel aktivitenin olmamasıdır. Fiziksel hareketsizlik 35 ayrı patolojik ve klinik durumu başlatan birincil nedenidir. 35 şartın birçoğu, kronolojik yaşlanma ile işlevsel kapasitelerin kaybedilmesi gibi ana kategorilere ayrılmıştır; metabolik sendrom, obezite, insülin direnci, prediyabet/tip 2 diyabet, alkolsüz karaciğer hastalığı, kardiyovasküler hastalıklar, kognitif fonksiyonlar ve hastalıklar, kemik ve bağ dokusu hastalıkları, kanser, üreme hastalıkları ve sindirim sistemi hastalıkları, pulmoner ve böbrek hastalıkları.

Amerikalı erkekler ve kadınlar, son yirmi yılda PA’nın nüfus düzeylerinde az bir değişiklik ile fiziksel olarak yetersiz aktifliktedirler. Bu eğilim, davranış değişikliği için farklı stratejiler, teoriler ve modeller kullanarak PA’yı arttırmaya odaklanmış çok sayıda çalışmaya yol açmıştır. Çeşitli motivasyonel stratejileri kullanarak sağlıklı erişkinler arasında PA’yı artırmak üzere tasarlanan bireysel düzeydeki müdahalelerin bir meta-analizi (N = 99,001, 358 bildiri), genel olarak ortalama 500 adım/gün (ya da 2.1 dak/gün) fark bulmuştur, kontrol gruplarına müdahale etmeyi önermiştir. Bu öneriler yetişkinler için günde 10.000 adım veya 30 dak yürüyüştür. Klasik öneriler yerine insanların fiziksel aktiviteye yönlendirilmesi ve teşvik edilmesi önerildi.

Son zamanlarda şişmanlık ve obezite dünya genelinde önemli sağlık sorunları ortaya çıkarmakta ve kardiyovasküler hastalığa neden olmaktadır. Ayrıca kanıtlar, obezitenin zihinsel sağlık sorunları (ör. Depresyon), nervoza, düşük özgüven ve beden imajı endişesi ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Ayrıca, obez bireylerin diyet ve vücut ağırlığını kontrol ederek, stresle baş ederek, özgüven artırarak, psikolojik tedaviye sahip olmalarıyla ve egzersiz yaparak ruh hali bozukluklarını azaltabileceğine dair kanıtlar vardır. PA sürekli ruh hali gelişmişliği ile bağlantılı olmuştur. Buna ek olarak, güçlü kanıtlar vardır.

Bu anksiyete ve depresyonu azaltmaya yardımcı olan PA, duygu-durum, benlik saygısı ve beden imajını geliştirir. Şişmanlığın fiziksel aktivite ile ilişkisi ile ilgili olarak, çok sayıda çalışma obezitenin PA ile ters orantılı olduğunu göstermiştir. Örneğin, yüksek vücut kütle indeksi (BMI) ve bel çevresi (WC) azaltılmış PA ile ilişkilidir. 25 prospektif kohort çalışmasından elde edilen yeni bir sistematik derlemede düşük PA dahil olmak üzere, PA seviyelerinin gelecekteki depresyonu önleyebileceği bulundu. Bu nedenle, zihinsel ve zihinsel engelleri azaltmak için yapılan müdahaleler fiziksel sağlık sorunlarının giderek artması düşünülmelidir. Son zamanlarda, PA’yı iyileştirmek için günlük yürüme adımlarının sayısını artıran programlar geliştirildi ve PA’yı ölçmek ve artırmak için bir adım sayımı veya adım sayma cihazı kullanımı arttı. Bununla birlikte, fiziksel ve ruh halleri üzerinde günde 10.000 adım basamağın bir izleyici ile takibinin şişman ve obezlerde başta olmak üzere olumlu etkileri görülmüş ve desteklenmiştir.

Gelirin fiziksel aktivite üzerindeki etkisine bakmak isteyen araştırmacılar Finlandiya’da 753 kişi (ortalama yaş 41.7; %64 kadın) ile yaptığı çalışmada elde edilen sonuç; ekonomi güçlendiğinde fiziksel aktivitenin azaldığını ve daha yüksek işsizliğin daha yüksek fiziksel aktivite düzeyleriyle ilişkili olduğunu belirtti. Çalışmada fiziksel aktivite, pedometre ve takip cihazlarıyla gerçekleşti.

Obezite ve yapılı çevre kapsamında yapılan çalışmada fast-food lokantaları yoğun olan mahalleler için obez olma olasılığı yüksek bulunmuştur. Mahalle fast-food satışlarındaki yoğunluk artışı, sağlıksız yaşam biçimleri, kötü psikososyal profiller ve yaşlı erişkinlerde obezite riskinde artış ile ilişkilendirilmiştir.

Nabız saatlerinin doğruluğu kilo kontrolü üzerine etkileri araştırılan bir araştırmada ise cihazların hiçbiri genel olarak tam performans göstermedi; ancak kalp hızı dört cihazın tamamındaki enerji harcamalarından daha doğruydu. Cihazlar ve referans yöntemler arasındaki korelasyonlar, kalp hızı için orta ila güçlü, enerji harcamaları için ise zayıftı. Bu cihazlar kalp atış hızını doğru bir şekilde ölçüyor. Bununla birlikte, enerji harcamaları tahminleri zayıf ve bu cihazları kilo kaybı için kullananlar için olumlu etkilere sahip olacağı kesin.

Akıllı telefon pedometre uygulamalarının yaygın kullanımı ve yayımlanmış geçerlilik testleri göz önüne alınıp, bir çalışma yapılmıştır. Üç popüler ticari akıllı telefon pedometre uygulamasının (yani Accupedo, Moves ve Runtastic Pedometer) geçerliliği incelendi. Ortalama yaşları 24 olan kadın ve erkek katılımcılara 20 adımlı test, 40 basamaklı merdiven tırmanışı, koşu bandında yürüme ve farklı hızlarda koşma, sürüş ve 3 günlük serbest yaşama ölçümleri alındı. Sonuca göre analizlerde pedometreye kıyasla tüm uygulamalarda kabul edilemeyen bir hata yüzdesi tespit edildi. Bu uygulamaların yanlışlığı göz önüne alındığında, fiziksel aktiviteyi kendi kendine izlemek için kullanılması gerektiği ve araştırma denemelerinde fiziksel aktivitenin değerlendirilmesi için kesin araçlar olmadıklarına dikkat çekildi.

Pedometre Pozisyonunun Farklı Yürüme Hızlarında Pedometre Hassasiyetine Etkisi öğrenilmek istenilen testte, katılımcılar 3 farklı hızda (0,4 m/s, 0,6m/s ve 0,8 m/s) 100 metre yürütüldü. Kişi üzerindeki pedometrede, konumunun doğruluğu önemli ölçüde etkilememiş olmasına rağmen bazı ilginç eğilimler ortaya çıktı. (1) pedometreyi bele 0,8 m/s’de konumlandırmak (tercih edilen bir kolye olarak konumlandırmak) bilek pozisyonundan daha düşük ortalama hata üretiyor ve (2) bilekten takılan pedometreyi 0,4 m/s’de konumlandırmak diğer konumlardan daha düşük bir ortalama hata üretme eğilimindeydi. 0,6 m/s’den düşük hızlarda pedometrenin doğruluğu daha detaylı sensör barındıran pedometrelerle takip edilmesi sonucu çıkarıldı.

Sağlık ve fiziksel fonksiyon ölçümlerinde bir yıllık iyileşme ile 8 yıllık sağkalım arasındaki ilişkiyi tahmin etmek için yapılan bir prospektif kohort çalışmasında 65 yaş ve üzerindeki katılımcılarda yürüme hızına bağlı sağlık kontrolleri yapıldı. Sonuç olarak her zamanki yürüyüş hızındaki iyileşme, mortalitenin önemli bir azalmasını öngörür. Yürüme hızı kolayca ölçülebildiğinden, klinik olarak yorumlanabilir ve potansiyel olarak modifiye edilebilir, bu yaşlı erişkinler için yararlı bir “hayati işaret” olabilir.

Rastgele seçilen 130 obez ve aşırı kilolu erişkinden pedometre kullanmaları istenmiş ve 2 ay boyunca pedometre gruplarıyla karşılaştırma yapılmıştır. Pedometre kullanımı ve hedef belirleme, aşırı kilolu ve obez erişkinlerde multimorbiditeye sahip olgularda basamak sayısını önemli ölçüde arttırmadı. Yürüme hızı ve kavrama kuvveti ani pedometre kullanımı ile artmıştı. Pedometre kullanımı ve hedef belirleme cihazları bu popülasyonda değişikliğin ilk adımlarına sebep olabilir.

Asya ve Avrupa’da erişkinlerde mahallede yürüme kabiliyeti ile pedometre tarafından değerlendirilen günlük adımlar arasındaki ilişkiye dair mevcut bilgi birikimi bir çalışma ile özetlenmek istenilmiştir. Avrupa ve Asya çalışmalarının sonuçları, düşük yaşantılı mahallelerle karşılaştırıldığında yüksek yaşantılı mahallelere oranla gün başına 766 daha fazla adım biriktirmesiyle ilişki bulmuştur. Bu sayı WHO’nün önerisi 10.000 adımın %8’ine denk gelir. Mahalle tasarımları insanların aktivite durumlarını belli oranda etkilediği desteklenmektedir.

Bu çalışma, pedometrik cihaz/cihazlar kullanan ve yaşamına uyarlayabilen bireylerin antropometrik ölçümleri, beslenme durumları ve alışkanlıkları, egzersiz durumları ve alışkanlıkları, ekmek tercih ve sıvı tüketim sıklıklarının belirlenmesi hedeflenerek, pedometrik cihaz kullanımının egzersiz bilinci ve besin tüketimine etkisinin saptanabilmesi amacı ile planlanmış ve yürütülmüştür.


Genel Bilgiler

Vücut yağ kitlesi, vücut kitle indeksinden bağımsız olarak kardiyovasküler riskle korelasyon göstermektedir. Kardiyovasküler riskin yönetiminde fiziksel aktivite ve egzersiz iyi bilinen anahtar faktörlerden biridir. On dakikanın üzerinde bir egzersiz viseral adipoz doku, vücut kitle indeksi ve bel çevresinde düşüş sağlamaktadır. Fiziksel aktivite, iskelet kasları vasıtasıyla vücudun hareketi sonucunda enerji harcanmasıdır. Her türlü fiziksel aktivite enerji harcamasını gerektirmektedir.

Fiziksel aktivite sırasında kas hücrelerinin enerji gereksinmesini karşılayabilmek için, yağ hücrelerinden yağın salınması sonucu yağ depoları azalmaktadır. Fiziksel aktivite kas gelişimini de uyararak yağsız vücut kitlesini artırmaktadır. Son yıllarda elektronik adım sayarlar (pedometrik cihazlar) fiziksel aktivite seviyesini ölçmede çok geniş bir oranda kullanılmaktadır. Adım sayarlar (pedometrik cihazlar) atılan adımların sayısının tespit edilmesinde kullanılan basit, ucuz ve güvenilirliliği kanıtlanmış araçlardır. Bu yüzden fiziksel aktivite ile adım sayarlar (pedometrik cihazlar) arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalar çokça yapılmıştır.

Pedometrik Cihazlar

1- Pedometre

Önerilere uygun egzersiz hedeflerine ulaşmak ve bireylerin farkındalıklarını sağlamak için biyoelektrik impedans analizi (BIA) ile yağlı/yağsız doku ölçümlenmesi ve pedometreyle adım sayısı, hızı ve egzersiz süresi ölçme gibi modern yöntemler popüler hale gelmiştir. Bu uygulamaların non-invazif, ucuz, hızlı ve takip edilebilir değerler vermesi ve kişiye özel ölçümler olması klinik açıdan avantaj sağlamaktadır.

Egzersiz için yazılı kayıt tutmak veya pedometre kullanmak kendini gözlemlemenin (self-monitoring) sağladığı farkındalıkla hedefe ulaşmak için motivasyon sağlamaktadır.

Üç-eksenli (3D) sensör destekli pedometreler bele takılan cihaz yardımıyla atılan adım sayısını hesaplar. Adım uzunluğu bilgisi cihaza verildiği takdirde kat edilen mesafeyi de ölçer. Ölçtüğü adımları günlük olarak belirli süre hafızada tutarak günlük adım sayıları karşılaştırılabilir. Bu şekilde yürüyüş türünden fiziksel aktivitenin ölçümlenmesi sağlanır.

2- Akıllı Bileklik

Hızlanma ölçer ve pedometre, PA’yi objektif olarak ölçmek için sıklıkla kullanılan iki tür fiziksel aktivite (PA) monitörüdür. PA’nın faydasının farkındalığının artması ve elektroniklerin daha ucuz ve ulaşılabilir hale getirilmesi ile ilgili teknik gelişmeler, ticari kuruluşlara PA’yı izleyen ve analiz eden giyilebilir bir teknoloji ürünü pazarı oluşturmuştur. Bu monitörler hızlandırıcı teknolojiyi kullanır ve tescilli analiz yöntemleri aracılığıyla adımların ve EE gibi PA’nın çeşitli yönlerinin tahminlerini türetir.

Cihaz ekranlarını, bilgisayar ekranlarını veya akıllı telefon bağlantılarını kullanarak, bu PA monitörleri PA hakkında gerçek zamanlı geribildirim sağlayarak, tahmini EE (kcal), alınan adım ve kolay anlaşılır bir etkinlik yoğunluğu verisi elde edebilirler. Sık kullanılan sinüzomerlere benzer şekilde, bu geribildirim özellikleri, tüketici tabanlı PA monitörlerinin davranış değişikliği ve PA bakımını teşvik etmesine izin verebilir.

Tüketici tabanlı monitörlerin PA izleme için potansiyel kullanımlarına rağmen, bu monitörlerin bu kriter önlemlerine göre PA parametrelerini değerlendirmeye yönelik kesinliği ile ilgili şüpheli bulgularla sınırlı araştırma bulunmaktadır. Tüketici merkezli PA monitörlerinin günlük yaşam aktivitelerini, egzersiz etkinliklerini ve hareketsiz davranışları içeren protokoller sırasında genel olarak enerji verimliliğini hafife aldığı tespit edilmiştir.

Monitörlerin ortalama mutlak yüzdesi hatası (MAPE) EE’de %9 ila %24 arasında değişsede adım sayımında bu rakam %1’dir. Aktivitenin türüne ve monitör seçimine bağlı olarak EE’yi tahmin etmek için cihaz doğruluğunda önemli değişkenlik vardır.

3- Akıllı Saat

Tüketici tabanlı akıllı saatler (PA monitörleri), pedometreler ve ivmeölçerlerle birçok ortak noktaya sahiptir; aynı zamanda, PA değerlendirme için onları yeni ve potansiyel olarak yararlı cihazlar haline getiren kendi benzersiz özelliklerini sunmaktadır.

Tüketici bazlı PA monitörleri, kullanıcıların KK yönergesine ve kamu tarafından ve halk sağlığı ayarlarında anlaşılması ve kullanılması için tasarlanmıştır. (örn Haftada 150 dk PA, günde 10.000 adım)

Algılayıcı donanımlara sahip akıllı cihazların herkes tarafından erişilebiliyor olması bu cihazların eylem tanımada kullanımını artırmıştır.

4- Akıllı Telefon

Teknolojideki hızlı gelişme ile akıllı telefonlar insanların sürekli yanlarında taşıdıkları, kullanıcısına telefon görüşmesinden daha fazlasını sunan cihazlar haline gelmiştir. Günümüz akıllı telefonları haberleşmenin yanında ivmeölçer, jiroskop, dijital   pusula, GPS (Global   Positioning   System), mikrofon ve kamera gibi zengin algılayıcılar sağlamaktadır. Bu algılayıcı verilerinin toplanması; sağlık, sosyal medya, taşıma, çevresel izleme ve güvenlik gibi çeşitli uygulamaların geliştirilebilmesini mümkün kılmaktadır.

Bu algılayıcılar aynı zamanda konum tespitine ve ivme hesaplanmasına da olanak sağlamaktadır. Böylece akıllı telefonların sahip olduğu algılayıcı verilerini kullanarak kişinin yapmış olduğu yürüme, koşma, bisiklet sürme, motorlu taşıt ile seyahat etme gibi gündelik aktivitelerin tespiti de mümkün olmaktadır.

Pedometrik Cihaz Algılayıcıları

Pedometrik cihazlarda (pedometre, akıllı bileklik, akıllı saat, akıllı telefon) kullanıcısının nasıl hareket ettiğini algılamak, yer-yön tespiti yapmak ve bunların doğruluğunu sağlayabilmek için GPS, ivmeölçer, jiroskop vb. gibi çok sayıda algılayıcı kulanır. Aşağıda bu algılayıcılar hakkında bilgi verilecektir.

1- GPS (Global Positioning System)

GPS, 1970’lerin başlarında U.S. Department of Defens (DoD) tarafından geliştirilen uydu tabanlı yönlendirme sistemidir. Önce askeri ihtiyaçları karşılamak amacı ile geliştirilsede sonradan kişisel kullanıma açılmıştır. Günümüzde bu sistem hem askeri hem sivil kullanıma uygundur. GPS, kullanıcıya dünya üzerinde herhangi bir yerde herhangi bir hava şartı altında konum ve zaman bilgisi sağlamaktadır. GPS, limitsiz kullanıcıya servis sağlayabilen pasif bir sistemdir. Yani, kullanıcılar sadece uydu sinyallerini alırlar. GPS dünya etrafında yörüngede bulunan Şekil 2’de gösterilen 24 operasyonel uyduya sahiptir.

2- İvmeölçer

İvmeölçer algılayıcısı Şekil 3’te gösterilen eksenler doğrultusunda akıllı telefona etki eden ivmeyi ölçer. Ham algılayıcı bilgisi ivmeölçerden üç eksende g cinsinden elde edilir. Ham ivmeölçer algılayıcısı verisi 𝐴𝑐𝑐𝑖=<𝑥𝑖,𝑦𝑖,𝑧𝑖>,𝑖=(1,2,3,…) vektörlerini içerir. İvmelenme değerlerinin yanında ayrıca zaman bilgisi de elde edilir. Mevcut çoğu ivmeölçer kullanıcı arayüzünde örnekleme hızını ayarlamaya imkân sunmaktadır. Böylece kullanıcı en uygun örnekleme hızını seçebilmektedir.

İvmeölçer, akıllı telefon tabanlı eylem tanıma uygulamalarında sıkça kullanılmaktadır. Bu algılayıcının popülerliği konumlandırıldığı cihazın veya taşıyan kullanıcının fiziksel hareketini direkt olarak hesaplayabilmesinden gelmektedir. Örneğin, kullanıcı yürür durumdan zıplar duruma geçerse ivmeölçer sinyallerinin şekli dikey eksende değişecektir.

3- Jiroskop

Jiroskop algılayıcısı akıllı telefonun x, y ve z ekseninde yapmış olduğu açısal hızı vermektedir. Eksen yörüngeleri Şekil 4’te gösterilmektedir. Jiroskop algılayıcısından elde edilen ham veriler akıllı telefonun üç fiziksel eksen etrafında dönüşünü rad/sn (radyan/saniye) cinsinden bildirmektedir: 𝑅𝑜𝑡𝑎𝑡𝑖𝑜𝑛𝑖=<𝑥𝑖,𝑦𝑖,𝑧𝑖>,𝑖=(1,2,3,…). Karakter yönlendirme yapılan akıllı telefon oyunlarında jiroskop algılayıcısından yararlanılmaktadır. Hareket tanıma araştırmalarında yön tespitini gerçekleştirmede yardımcı olarak kullanılmaktadır.


SONUÇ

Kullanıcıların pedometrik cihazlar ile fiziksel aktivite, uyku ve diğer davranışlarını izleme isteği son yılların oldukça popüler ve büyümesi ilerleyen bir pazardır. Cihazlar sağlık ölçülerni kontrol etmek için kendi kişisel verilerini izlemek isteyenlerin ilgi odağı olmuştur. Fiziksel aktivite ve fitness ile ilgili metrikleri izlemek için kullanılan tüketici giyilebilir cihazların bir alt kümesi, “aktivite izleyicileri” veya “spor takipçileri” olarak adlandırılır. Bu izleyici cihazlar geri bildirim sağlayabilir, uzun vadeli izleme ve veri saklama için bir mobil aygıt, baz istasyonu veya bilgisayar aracılığıyla etkileşim sağlayabilir. İzleyiciler günlük ya da uzun vadeli hedeflere kendi kendine izlemeyi sağlar ve her ikisi de artan bir avantaj sağlayan aracılar olarak yaşıtları veya daha geniş bir kullanıcı topluluğuyla karşılaştırılması için kullanılabilir.

Bu çalışma pedometrik cihaz kullanan 200 birey ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların yaş ortalaması 24,5±7 yıl olarak belirlenmiştir.

Katılımcıların Genel Özellikleri

Fiziksel aktivite ile ilgili cinsiyete göre yapılan çalışmalar sonucunda erkek bireylerin kadın bireylere oranla daha fazla aktif oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Aerobik kapasite ile adım sayıları arasındaki ilişkiyi inceleyen bir çalışma ile aktif yaşamın faydaları bilinmesine rağmen hem yetişkin hem çocukların fiziksel aktivite oranları günçetikçe düştüğü görülmekte. Çocukluk yaşından itibaren fiziksel aktivitenin özendirilmesi ve desteklenmesinin olumlu sonuçlarını vurgulayan somut kanıtları elde edilmiştir. Bu çalışmada kadın bireylerin günlük adım hedeflerine ulaşma sıklığı erkek bireylere oranla daha fazla ve hedef aralıkları da erkek bireylere oranla daha yüksek bulunmuştur.

Bu çalışmada katılımcı bireylerin %3,5’i ilkokul, %29,5’i lise ve %67’si üniversite mezunudur. Katılımcıların %57’sinin günlük adım hedefi vardır ve genel eğitim düzeyi yüksek seviyededir. (Tablo 4.1.2- Tablo 4.2.1) Eğitim düzeyi ve adım sayısı takibi arasındaki ilişkiyi göstermektedir. Çalışmamızda eğitim düzeyi arttıkça adım takip etme bilincinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır.

Muhit Yapısının Etkisi

Dünyada aşırı şişmanlık ve obezite oranları artmaktadır. Bu koşulların tedavisinde ve önlenmesinde küçük başarılar olmasına rağmen, hiçbir ülke algınını tersine çevirmeyi başaramamıştır. Bu, Lancet’in Şubat 2015 baskısında yayınlanan bir dizi altı makalede vurgulanmıştır. Artan oranlarda obezite ve obezite ile ilgili komplikasyonlarla daha etkili bir şekilde mücadele etmek için bireylerin ve çevrelerinin etkileşim rollerini kabul eden müdahaleler gerekmektedir.

1990’lı yılların sonundan beri obezojen davranış üzerine komşuluk ortamlarının rolü üzerine artan bir ilgi vardır. Hipotez, pozitif sağlık davranışlarının benimsenmesi, ancak seçimi sağlayan ortamlar sağlanırsa mümkün olacaktır. Örneğin, fast food satış yoğunluğuna sahip mahallelerde sakinlerin, fast food ürünlerini, bu ürünlerin belirgin olmadığı mahallelerde yaşayan sakinlerden daha fazla tüketmesi daha muhtemeldir.

Çalışmalarda ilginin artan bir kısmı, fiziksel aktivite davranışlarında mahalle tasarımlarının rolü üzerinedir. Yüksek yoğunluğuna sahip mahalleler tipik olarak daha ince ızgara modelleri kullanılarak tasarlanır ve böylece kökenler ve hedefler arasında seyahat etmek için daha düz çizgi seçenekleri sunarlar.

Cadde tarzı muhitlerde trafik sorunlarının arttığı ve dolayısıyla mobilitenin ön plana çıkması ile yürünebilirliğin arttığı, mahalle muhitlerinde ulaşımın kolaylığını ve dolayısıyla yürünebilirliğin yakınlığı ve kolaylığıyla azalabileceği bulunmuştur. Hanja ve Ark. Avrupa ve Asya’da yaptıkları çalışmalarla bu hipotezi desteklenmiştir.

Avrupa ve Asya’yı bağlayan ülke konumundaki Türkiye’deki çalışmamıza göre; cadde kültüründe yaşayan bireylerin %38,4’ü, mahalle kültüründe yaşayan bireylerin %55,5’i ve sokak kültüründe yaşayanların ise %44’ü daha aktiftir. Çalışmamızdaki sonuçlar yapılan araştırmalarla ortak sonuç elde etmemiş ve desteklememektedir.

Pedometrik Cihaz Kullanımının Egzersiz Bilincine Etkisi

Fiziksel aktivite bireylerin enerjik ve zinde olmasını, sağlıklı vücut ağırlığının sürdürülmesini ve uygun vücut bileşimini sağlamakta, aynı zamanda kronik hastalıklara yakalanma riskini azaltmaktadır. Sağlıklı bir yaşam ve vücut ağırlığı kontrolü için sadece planlanmış egzersiz programları ya da yaşam tarzı aktivitelerini artırmak değil gün içinde hareketsiz geçirilen zamanın azaltılması gereklidir. Mümkün olduğu kadar yürüyüş yapılmalı, yürüme süresi artırılmalıdır. Hareketsiz geçen zamanda aktif uğraşlar edinmek vücut ağırlığının yönetimine yardımcı olur.

Eğim düzeyinin pedometrik cihaz kullanımının (adım sayısı takibi, kendini izleme) etkisi üzerine bilimsel bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmada erkek bireylerin %50’si, kadın bireylerin ise %64’lük bir kısmı adım sayısı ölçme gibi kendini takip etme yöntemleri kullanmaktadır. Eğitim düzeyi ve kendini takip etme arasında bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Eğitim düzeyi arttıkça kendine takip etme ve izleme bilinci oluşmaktadır.

Günlük hedefi sorgulanan katılımcıların hedeflerine ulaşmak için ek çaba harcamalarının da incelendiği çalışmada, bireylerin %50,9’u hayır cevabı verirken, %49,1’i evet cavebı vermiştir. Evet cevabı verenlerin eğitim düzeyine göre uyguladığı yöntemlere bakıldığında; ilkokul mezunlarının %66,5’u yürüyüş yaparken, %33,5’u ise bilinçli davranmaktadır (Uzun yolu tercih etmek, asansör yerine merdiveni kullanmak vb). Lise mezunlarının %65’i yürüyüş yaparken, %25’i bilinçli davranıyor (Uzun yolu tercih etmek, asansör yerine merdiveni kullanmak vb), %5’i egzersiz yapıyor ve %5’i de spor yapıyor. Üniversite mezunlarının ise %54’ü yürüyüş yaparken, %18,8’i spor yapıyor, %16,7’si bilinçli davranıyor (Uzun yolu tercih etmek, asansör yerine merdiveni kullanmak vb) ve %10,5’i egzersiz yapıyor. Eğitim düzeyi ile egzersiz için harcanan ek çaba arasında bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Eğitim düzeyi arttıkça, egzersiz için harcanan ek çaba da artmaktadır.

Pedometrik Cihaz Kullanımının Beslenmeye Etkisi

Sağlıklı olmak için düzenli fiziksel aktivite (egzersiz) yapmak kadar yeterli ve dengeli beslenme de önemlidir. Sağlıklı beslenme; insanın büyüme, gelişme, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin ögelerini yeterli miktarlarda alıp vücudunda kullanmasıdır. Bu ögelerin herhangi birinin alınmadığı veya gereğinden az ya da çok tüketildiğinde, büyüme ve gelişmenin engellendiği sağlığın bozulduğu bilimsel olarak ortaya konmuştur. Dengesiz beslenme ve hareketsiz bir yaşam tarzının benimsenmesi beraberinde obezite, kalp-damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon, osteoporoz gibi pek çok hastalığın oluşmasına zemin hazırlamaktadır.

Bu çalışmada eğitim düzeyinin beslenme üzerine etkisine bakıldığında; beslenmesine dikkat eden 127 bireyin ilkokul mezunlarının %75’i yağ tüketimini azaltırken, %25’i protein tüketimini arttırıyor. Beslenmesine dikkat eden lise mezunlarının %34,1’i yağ tüketimini azaltıyor, %29,3’ü su tüketimini arttırıyor, %24,4’ü sebze ve meyve tüketimini arttırıyor, %7,3’ü protein tüketimini arttırıyor ve %5’i yeterli ve dengeli beslenerek diyetini destekliyor. Beslenmesine dikkat eden üniversite mezunlarının %46,3’ü yağ tüketimini azaltıyor, %22’si sebze ve meyve tüketimini azaltıyor, %16’sı su tüketimini arttırıyor, %14’ü protein tüketimini arttırıyor, %1,2’si paketli hazır ürün tüketimi azaltırken %1,2’si besin takviyesi kullanıyor. Burada eğitim düzeyi arttıkça beslenme bilincinin artışı bulunmuştur. Eğitim düzeyi ile arasında bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Sebze ve meyveler; vitamin, mineral, posa ve birçok fonksiyonel besin bileşenini sağlayan önemli bir besin grubudur. Birçok sebze ve meyve diğer besinlere kıyasla çok daha düşük enerji içeriğine sahiptir. Bu nedenle taze sebze ve meyveler günlük beslenmede bulunmalıdır. Taze sebze ve meyve tüketiminin artırılması kalp hastalıkları, inme ve bazı kanser türleri gibi kronik hastalıklara karşı koruyucudur. Özellikle sebzeler düşük enerji içerikleri nedeniyle de vücut ağırlığı artışının önlenmesinde rol alırlar. Sağlık etkileşimleri nedeniyle taze sebze tüketimi sağlayan salatanın her öğünde yemeklere eşlik etmesi önemlidir. Günlük diyette meyve, kurutulmuş meyveler ve taze meyve sularından da karşılanabilir. Ancak kurutulmuş meyveler taze meyvelere kıyasla daha yüksek enerji içerirler. Meyve sularında posadan yararlanılamadığı gibi bekletildiğinde birçok vitaminin kaybı da gerçekleşir. Meyve suyu tüketimi yerine meyvenin kendisinin tüketilmesi tüm besin ögelerinden yararlanılmasını sağlar.

Süt, yoğurt, peynir ve süt tozu gibi sütten yapılan besinler özellikle iyi kaliteli protein, kalsiyum, fosfor, çinko, B2 vitamini ve B12 vitamini olmak üzere birçok besin ögesinin önemli kaynağıdır. Başta yetişkin kadınlar, çocuklar ve gençler olmak üzere tüm yaş gruplarının süt ve ürünlerden her gün tüketmesi önerilir.

Günlük adım takibi yapıp hedefine ulaşanlar arasında besin tüketim sıklıkları incelenmek istendiğinde, bulunan sonuçlarda en çok verilen (%’lik) cevaplar bu şekildedir:

  • Süt ve süt ürünleri (peynir çeşitleri, yoğurt, ayran vb.); 0-5.000 adım atanlarda her gün (%60), 5.000-8.000 adım atanlarda her gün (%48,7), 8.000-10.000 adım atanlarda her gün (57,9) ve 10.000-15.000 adım atanlarda her gün (%63,6).
  • Et (kırmızı et, tavuk eti, sucuk, salam vb.); 0-5.000 adım atanlarda her gün (%40), 5.000-8.000 adım atanlarda haftada 2-3 gün (%48,7), 8.000-10.000 adım atanlarda haftada 2-3 gün (%34,2) ve 10.000-15.000 adım atanlarda haftada 2-3 gün (%40,9).
  • Sebze; 0-5.000 adım atanlarda haftada 2-3 gün (%40), 5.000-8.000 adım atanlarda haftada 2-3 gün (%33,3), 8.000-10.000 adım atanlarda her gün (%39,5) ve 10.000-15.000 adım atanlarda haftada 2-3 gün (%50).
  • Meyve; 0-5.000 adım atanlarda haftada 4-5 gün (%40), 5.000-8.000 adım atanlarda haftada 2-3 gün ve haftada 4-5 gün (%30,8), 8.000-10.000 adım atanlarda her gün (%34,2) ve 10.000-15.000 adım atanlarda her gün (%36,4).
  • Hazır ambalajlı ürünler (abur-cubur, cips, kutu meyve suları, konserve yiyecekler vb.); 0-5.000 adım atanlarda hiç tüketmiyor (%60), 5.000-8.000 adım atanlarda haftada 2-3 gün ve haftada 4-5 gün (%43,6), 8.000-10.000 adım atanlarda haftada 2-3 gün (%50) ve 10.000-15.000 adım atanlarda hiç tüketmiyor (%54,5).

Genel olarak bakıldığında süt ve süt ürünleri tüketimi, et tüketimi ve sebze tüketimi ile adım sayısı arasında bir ilişki bulunamamıştır.  Süt tüketim sıklığı önerileni destekler biçimde tüm gruplarda çoğunluk her gün tüketmektedir. Meyve tüketimi ile adım sayısı arasında bir ilişki vardır. Tamamlanan adım sayısı arttıkça meyve tüketimi artmıştır. Hazır ambalajlı ürün tüketimi ile adım sayısı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Fakat tamamlanan adım sayısı 0-5.000 ve 10.000-15.000 olan bireylerde hiç tüketmeme oranı yüksekken, 5.000-8.000 ve 8.000-10.000 adım tamamlayanlarda tüketim haftada 4-5 gündür.

Bunun sebebi az aktivite yaptığını fark eden bireyin ambalajlı üründeki fazla kaloriyi almak istememesi veya fazla aktivite yapan bireyin alması gerektiği kaloriyi doğru besin kaynaklarından tercih etmesi olabilir. Pedometrik cihaz kullanıcı kitlesinin yüksek eğitim düzeyi bunu desteklemektedir.

Pedometrik Cihaz Kullanımının Su Tüketimine Etkisi

Su ve diğer içecekler vücut su dengesinin korunmasında önemlidir. Yaşam için elzem öge olarak tanımlanan su temiz kaynaklardan sağlanmalıdır. Su ve diğer içecekler; yiyeceklerimizin sindirimi, emilimi ve hücrelere taşınması, yaşam ve sağlık için gerekli biyokimyasal tepkilerin oluşması, hücrelerin, dokuların organ ve sistemlerin çalışması, metabolizma sonucu oluşan zararlı maddelerin taşınması ve atılması, vücut ısısının denetiminin ve eklemlerin kayganlığının sağlanmasında rol oynar. Su, bu özelliğinden dolayı yaşam için oldukça elzemdir.

Pedometrik cihaz kullanıp hedefine ulaşan bireylerde, pedometrik cihazın su tüketimlerine etkisi incelendiğinde kullanım süresince 5.000-8.000 adım atanların %33,3’ü, 8.000-10.000 adım atanların %15,8’i ve 10.000-15.000 adım atanların %18,2’si su tüketimlerinin arttığını belirtmiştir. Sadece 8.000-10.000 adım atanların %2,6’sı su tüketimlerinin azaltığını belirtmiştir. Pedometrik cihazların su tüketimi ile ilgili etkisi kanıtlayabilecek doğrulukta veriye ulaşılamamıştır. Daha kapsamlı bir sıvı çalışmasıyla sonuca bağlanabilir.

Pedometrik Cihaz Kullanımının Ekmek Tüketimine Etkisi

Tahıl grubu; ekmek, pirinç, makarna, erişte, kuskus, bulgur, yulaf, arpa ve kahvaltılık tahılları içerir. Bu yiyecekler buğday, yulaf, pirinç, çavdar, arpa ve mısır gibi tahıllardan yapılır. Tahıllar insan beslenmesinde özellikle ülkemizde önemli yer tutar. Ekmek tüketirken tam tahıl unlarından veya karışık tam tahıl unlarından mayalandırılarak yapılanlar tercih edilmelidir. Böyle ekmeklerin besleyici ve sağlık koruyucu değeri beyaz undan yapılan ekmekten daha fazladır. Temel enerji kaynağı olan tahılların rafine edilmemiş olanlarının besin değerleri daha yüksektir.

Bu çalışmada tam buğday ekmeği tüketimi diğer ekmek tüketimlerinin önüne geçmiştir.  Günlük adım sayısına göre tam buğday ekmeği tüketimine bakıldığı zaman tüm gruplarda ortalama %60 tüketim tercihi olmuştur. En yakın oran ortalama %20 ile beyaz ekmek olmuştur.  Katılımcıların eğitim düzeyinin yüksek olması ile ilişkilendirilebilir. Adım sayısına göre karşılaşırma yapmak için yeterli veriye ulaşılamamıştır.


ÖNERİLER

  1. Sağlıklı bir yaşamın sürdürülmesinde bir başka deyişle yaşam kalitesinin artırılmasında sağlıklı yaşam biçimi önemli rol oynamaktadır. Yeterli ve dengeli beslenme ile düzenli fiziksel aktivite önemlidir.
  2. Yağ ve karbonhidrat tüketimini azaltmak için aşırı protein (günlük önerilenden fazla miktarda et, süt ve ürünleri) tüketiminden kaçınılmalıdır. Dengeli beslenilmelidir.
  3. Sebze, meyve, tam tahıl, kurubaklagil tüketimi dolayısıyla posa alımı artırılmalıdır.
  4. Besin çeşitliliği artırılmalı, hergün çeşitli besin gruplarında yer alan besinler gereksinim kadar her öğünde tüketilmelidir.
  5. Toplam ve doymuş yağ, kolesterol ile şeker alımı azaltılmalıdır.
  6. Yemeklerde; margarin, tereyağı, kuyruk yağı, iç yağı gibi doymuş yağlar (katı yağlar) yerine bitkisel sıvı yağlar (zeytinyağı, ayçiçek yağı, soya, kanola yağı vb.) tercih edilmelidir. Margarin kullanılıyorsa yumuşak margarinlerin kullanımı tercih edilmelidir.
  7. Posa tüketimi artırılmalıdır. Ekmek ve diğer tahıllar yeterli miktarda tüketilmelidir.
  8. Tuz ve sodyum tüketimi azaltılmalıdır. Şeker tüketimi azaltılmalıdır.
  9. Mümkün olduğu kadar yürüyüş yapılmalı, yürüme süresi artırılmalıdır. Örneğin; asansör yerine merdivenleri kullanmak, arabadan bir durak önce inip, bir durak sonra binmek gibi.
  10. Fiziksel olarak her gün mümkün olduğunca aktif olunmalı, gün içinde 2 saatten daha uzun süre hareketsiz kalınmamalıdır.
  11. Her gün en az 30 dakika (5000 adım) yürüyüş yapılmalı, zamanla adım sayısı 10.000 adıma çıkarılmalıdır.
  12. Sıvı tüketimi artırılmalı, günde en az 8-10 su bardağı su içilmelidir.
  13. Gazlı/gazsız içeceklerin ve enerji içeceklerinin tüketimi sınırlandırılmalıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen adınızı girin