Hayatımızın Vazgeçilmezi Kahvenin Yararları

2
219

Hepimiz kahveyi severiz. Kim bir bardak kahveye hayır der ki? Hayatımız da en sık tükettiğimiz sıvılarından olan kahvenin yararları o kadar çok ki. Anlatmakla bitmez…

“Bir fincan kahvenin 40 yıl hatrı olur” dermiş atalarımız. 40 yıla hatrı değecek kahvenin yararları gerçekten saymakla bitmiyor. Demlemesinden öğütülenine, sıcağından soğuğuna binbir çeşit türü bulunan kahvenin önerilen miktar kullanımı bir çok hastalığın koruyucusu ve bir çok iyiliğin öncüsü olabiliyor.

Kahve Çeşitleri Hakkında Daha Fazla Detaya Kahvenin 50 Tonu: Kahve Çeşitleri Başlıklı Yazımdan Ulaşabilirsiniz…

Zekayı Geliştirir

Yorgunken bir fincan ya da bardak kahve içtiğinizde, konsantrasyonunuzun arttığını ve daha iyi odaklanabildiğinizi fark edersiniz. Bu kimilerine göre psikolojik olarak gelse de kahvenin metabolizma hızlandırmasıyla bu etkiyi verdiğini zaten biliyoruz. İngiltere’deki bir araştırma sonucunda bir fincan kahve içen kadınların konsantrasyonlarının ve verimliliklerinin içmeyenlere oranla altı kat daha fazla olduğunu ortaya koyuluyor. Bu, gün içerisindeki üretkenliği ve verimliliği artırdığından zeka gelişimine doğrudan katkı sağlıyor.

Cildinizi Güzelleştirir

Ve zayıflatmada yardımcıdır. Kafein metabolizmayı hızlandırdığından, kalori harcamak daha da kolaylaşıyor. Yemek sonrası içilen kahvenin diyeti desteklediği biliniyor. Belki “kahvaltı” yani kahve altı olarak geçen öğün bize ipucu veriyordur ne dersiniz?  Ayrıca kavrulmamış kahve çekirdeğinin içeriğindeki değerli niasin vitamini, cildin nem oranını ve yenilenme sürecini destekliyor. İşte bu güzel haber. kıps

Karaciğer Sağlığı İçin Önemli

Bilim adamları 22 yıllık dönemde 125 bin deneğin karaciğer fonksiyonlarını takip ettiklerinde, her gün düzenli olarak bir fincan kahve içenlerin siroz riskinin %20 oranında azaldığını fark etmişler. Bir başka araştırmada da kahvenin karaciğerin yağlanmasını önlediği ortaya çıkmış.

Mutluluk Kaynağı

Harvard Üniversitesi toplum sağlığı bölümünde görevli bilim adamları, kahve içmenin vücudun ürettiği serotonin, dopamin ve noradrenalin üretimini harekete geçirdiğini bulmuş. Kahve içmeyenlerin depresyona girme riski bu durumda içenlere göre 10 kat daha fazla. Aynı zamanda kahveye eşlik eden bir parça çikolata veya üzerine yapılan süslemelerde mutluluk verici olarak sayabiliriz.

Parkinson’a İyi Geliyor

Düzenli olarak içilen kahvenin Parkinson hastalığına yakalanma riski azalttığı biliniyor. American Academy of Neurology’ye göre yapılan araştırmalarda Parkinson hastalarının titremelerinde ve kas sertleşmelerinde azalma gözlenmiş. Bu çalışmada metabolizmayı hızlandırma özelliğinden dolaylı olabilir.

Stresi Azaltıyor

Seoul National University’de yapılan araştırmaya göre, kahve içmek rahatlatıyor. Araştırmacılar uzun süre uyutulmayan fareler üzerinde yaptıkları deneylerde, kahve aroması verilen yorgun farelerin beyin proteinlerinde değişiklik gözlenmiş. Yorgun olmalarına rağmen farelerin, bu proteinler sayesinde beyin hücrelerinin stresin zararlarından korunduğu gözlenmiş.

Kanser Riskini Azaltıyor

Serbest radikaller pek çok hastalığa neden olurlar. Hücrelerin fonksiyonlarına zarar verir ve hatta tümöre neden olabilirler. Antioksidanlar, bu olumsuzları tersine çevirir. Serbest radikalleri etkisiz hale getirir ve kanser hastalıklarını azaltırlar. Pek çok sebze, orman meyveleri ve fındıkta bulunan bu etkili madde kahvede de bol miktarda bulunuyor.

Spor Dostu

Atletler kahvenin çalışma sürelerini artırdığını çok iyi biliyorlar. Özellikle maraton koşucuları, bisiklet kullananlar, boksörler kafeinin kandaki yağ asidini artırarak kaslarda enerjiye dönüştüğünün bilincindeler.

Diyabeti Önler

Düzenli kahve tüketmek, diyabet riskini yarı yarıya azaltıyor. American Chemical Society konferansında yapılan açıklamaya göre kahve çekirdeğindeki asitler, vücudun kan basıncının dengelenmesine yardımcı oluyor. Ve bu diyabeti önlemede yardımcı oluyor.

Beyni Korur

University of South Florida bilim adamları, insan beyni üzerinde yaptıkları araştırmada günde belirli miktarda alınan kahvenin Alzheimer hastalığını önlediğini belirtiyorlar. Ancak 65 yaştan sonra bu hastalığın önlenmesi pek mümkün olamayabiliyor.

Puanlamak ister misiniz?
Teşekkürler...

2 YORUMLAR

Aklınıza takılan sorularınızı yorumlarınızla iletebilirsiniz...